8 Ara 2009

ÜŞÜRÜM


Öyle bir an gelirki hakimiyetini kaybeder
gözlerim,ellerim, beynim ve hatta yüreğim.
Saniyeler ağırlaşır saatin tiktakları duyulmaz olur.
Zaman küsmüş susmuştur o an
işte böyle zamanlarda
yüreğimde onulmaz yaralar kanar.
gözyaşlarım yüreğimin kanına karışır
herşey ama herşey nasılda boş gelir,
hiç bir şeyin anlamı yoktur.
Özlem, hasret esir alır beni söz geçmez söz dinlemez olurum,
yüreğim yanar ama ben ÜŞÜRÜM...
GÜL

GÜNEŞ DOĞACAK


Giden güne ağıtlar yaktım... Ne bir ses nede bir gölge öyle sessiz...Yaralı yüreğim çığlık , çığlık...Yıldızlar, Mehtap kayıp Sanki koca alemde bir ben...Ne bir duyan nede bir gören var,katran gecenin koynunda yapayalnız...Yalnızlık kol gezerken, bu evdeSaatin tik takları kılıç gibi keskin...Akrep yelkovanın peşinde ağır aksakzaman geçmek bilmiyor, inadına yavaş...Ey! kara gece sür safanı Saltanatın nasılsa bitecek...Doğacak güneş pırıl , pırıl günün ilk ışılkarı seni yok edecek... Ve o zaman kapıları ardına kadar açıp güneş te yıkayıp ruhumu, sıcağını sarıp bedenime ...güne şen türküler söyleyecek bu yürek... GÜL

SENDEN VAZ GEÇTİM


Ben senden vaz geçtim... gözlerinde gezinirken yeşil ışıklar yanarken sende,durduğum kırmızı da, ben mor halkalarla boğuldum boğazıma düğümlenen hıçkırıklarda... Ben senden vazgeçtim...damla damla eripte gözlerinden süzüldüm, tuzla yakarak teninden düştüm yara bere içinde...Ben senden vaz geçtim... yüreğim yanarken ateşinle buz gibi sularda , özlemle özlerken vazgeçemezken Ben senden vazgeçtim umutların bittiği yerde...

KAÇ KENDİNDEN


uzanmış elleri tutamadım bakan gözlerdeki umudu göremeden...
ben yalnızlığa alışamadım, başkaları ilede paylaşamadım hayatı...
düşmekten korkarak koşamazsın, oysa nasılda uzaklaşmak için can atıyor duygular...
kendimle pazarlığım biitmiyor artılar eksiler karmakarışık ...
ben varken hiç olmamış onca yaşanmışlık... her biri bir yerde tarumar darmadağınık...
hayatı ezbere yaşamışım ki silinmiş birşey kalmamış ne yazık...
kaç kendinden kaç...
olurmu bu? insan kendinden kaçabiirmi...
yoğrulmuşken tam da bu derken var gibi olmak... oysa çoktan yok olmuşsun
sesiz çığlıklarda bağırarak...
ağlamak sızlamak neye... bu nasıl bir ruh hali?
yıllar yüklenmiş dağ gibi omuzlarında öyle ağır ezilirken bedenin...
akıtarak kanını canın çekiliyorken damarlarından...
kaç kendinden kaç zavallı...
ödediğin bedellerde yok olmuşluğun tokat gibi çarparken yüzüne ...
senden önce varacağını biiyorsun bu kaçışın seni neye, nereye götüreceğini
aynaya bakmaya korktuğun o çehre sana ait kaçamazsın...
bin kere yüzbin kere inkar etsende sen sende öyle bir kalmışsınki ne etsen silemeyeciğin biçimde...
kaç sen kaçtığını zannederek kendine koşmaya devam edeceksin ne çare...
hayat bu herşeyden var içinde... sen dünü bugünü yarını gelecek yapmaya uğraş ki...
tökezleyip düştüğünde canın çok yanmasın...yalnızlığın senin tek can yoldaşın...
bu yolda aldığın darbeler kendinle kucaklaşmanda vesile olacak,,,
kaçacak yer olmadığını anlayacaksın...
sen sende hep vardın hepde olacaksın...(12.12.2008) GÜL

IŞIĞIM OLSAN.


gecenin karanlığında kol kola girmiş korkularım...
elleri hançer , hançer gözleri kurşun gibi...
sesiz gölgelerin içinde ruhum, ecel teri döküyor..
hüzün sıkştırmış köşe bucak...kalbim ha durdu ha duracak...
gözlerimde kan revan sağanaklar ...şafak çok uzak...
kapı çalsa, bir dost ışığı aydınattsa...
korkutan gölgeler kayıplara karışsa...
yağmur gözlerimden değil... gökten tporağa yağsa...
bereket , bereket sadece başaklar... yemyeşil çayırlar...
uzansa uçsuz bucaksız...bu uzun ve kasvetli gecede ...
bir dost, elini uzatsa tutabilsem o eli korkularım yok olsa ...
işığına tünesem küçük bir kuş misali...ağlamasam yok olmasam...
ağlasamda kaybolmasam...
GÜL

SAAT SABAHA ÇEYREK VAR...


Kör karanlık geceler,,,

saat sabaha çeyrek var...
kirpik diken olmuş kapanmıyor gözler,,,

uykuya hasret...
Ne çok boşluk varmış dolmayan,,,

ne hasabım bitiyor,
nede iki kere iki dört ediyor...
Gecenin kıyısında anılar , benimle saklambaç oynuyor...
yok sayılmıyor onca yaşanmışlık,,,

geçmişten nereye nasıl kaçılır?
öyle derinki çizgiler o çizgiler ki birer nehir yatağı,
içinden ömür akıyor...
Kör karanlık geceler , saat sabaha çeyrek var...
*GÜL* 

ADIM GÜL


Adım gül gülmeliyim, ağlamak istesemde ...
Beyaz gülüm ,
masum küçücük umutlarla tutunurken hayata...
Pembe gülüm,
 gülümseyen bebişin yanaklarında al,al...
Kırmızı gülüm,
tutkuyla sevdayla sarmaş dolaş bir yürekte...
Sarı gülüm,
sadık sevgiliye bir ömür ölümüne...
Adım gül gülmeliyim ağlamak istesemde...
Bahçelerde salkım saçak misler gibi renk , renk..
.Adım gül,
özel bir günde gönülden sevgiyle demet, demet sevilene...
Adım gül,
hovardaca nağmelerde raks eden çingenenin gece karası saçlarını süsleyen ,
Adım gül,
dikenlerimi törpüledim,kanatmasın elleri gönülleri diye...
Bülbül yeterince çekmiş cefasını...
Adım gül,
mezar taşına, sıcacık veda göz yaşıyla özlemle ,bütün bir hayatı özetle...
Adım gül,
ben gülünce sende gül! oda gülsün ! herkes gülsün!...
Adım gül,
bu dünyada emanet olsakta, herşeye rağmen ,
 gül güzelliklere vesile başlangıçlarda...
*GÜL*