2 Nis 2010

KAÇ KENDİNDEN.



Uzanmış elleri tutamadım ,

bakan gözlerdeki umudu göremeden,,,
ben yalnızlığa alışamadım

başkaları ilede paylaşamadım hayatı...
Düşmekten korkarak koşamazsın,

oysa nasılda uzaklaşmak için can atıyor duygular...

Kendimle pazarlığım biitmiyor artılar, eksiler karmakarışık ...
Ben varken hiç olmamış onca yaşanmışlık,,,

her biri bir yerde tarumar darmadağınık...
Hayatı ezbere yaşamışım ki silinmiş birşey kalmamış ne yazık...
Kaç kendinden kaç!!!
olurmu bu, insan kendinden kaçabiirmi?

Yoğrulmuşken tam da bu derken var gibi olmak...

Oysa çoktan yok olmuşsun
sesiz çığlıklarda bağırarak...
Ağlamak sızlamak neye, bu nasıl bir ruh hali?
Yıllar yüklenmiş dağ gibi omuzlarında öyle ağır ezilirken bedenin,,,

akıtarak kanını canın çekiliyorken damarlarından...
kaç kendinden kaç zavallı!!!

Ödediğin bedellerde yok olmuşluğun,,,

tokat gibi çarparken yüzüne ...
Senden önce varacağını biliyorsun

bu kaçışın seni neye, nereye götüreceğini...
Aynaya bakmaya korktuğun o çehre sana ait kaçamazsın...
bin kere yüzbin kere inkar etsende,,,

sen sende öyle bir kalmışsın ki ne etsen silemeyeciğin biçimde...
Kaç sen kaçtığını zannederek,,,

kendine koşmaya devam edeceksin ne çare...
Hayat bu herşeyden var içinde...

Sen dünü bugünü yarını gelecek yapmaya uğraş ki,,,

tökezleyip düştüğünde canın çok yanmasın...

Yalnızlığın senin tek can yoldaşın,,,

bu yolda aldığın darbeler kendinle kucaklaşmanda vesile olacak,,,
kaçacak yer olmadığını anlayacaksın,,,

sen sende hep vardın hepde olacaksın...


*GÜL*

21 Mar 2010

TOPRAK ÜŞÜDÜ


Teni değdi toprağa buz gibi!
toprak üşüdü,,,
gencecikti, en  güzel çağıydı hayatının
çok erkendi,,,
ne çok hayali vardı askıda asılı kaldı...
Kara gözlerinde mor halkalar
ufka bakakaldı...
Oysa,,,
uzaklarda atardı yüreği  bedeni burada olsada,
filizi , fidanı yetim kaldı...
Toprağa düştü teni geçti vakit geçti!
 ne çok  üşümüştü buz gibi,,,
toprak üşüdü...
*GÜL*

3 Mar 2010

VAZ GEÇTİM


Acıların içinden çekip alsam beni,
acılarım öksüz kalırmı?
  ya ben!
özlermiyim?
 Durup, durup deştiğim, 
içe kanar  onmaz yaralarımı.
Toplamaktan  vaz geçtim  kırılıp dökülen parçalarımı...
            
GÜL

15 Şub 2010

16 Oca 2010

OLMUYOR!


Olmuyor!

Kırık aynalara bakan yüz gülemiyor,

Onmuyor!

Kanayan yaralar kabuk bağlamıyor.

Sönmüyor!

Yanan ateş, içten içe kor olmuş dağlıyor,

Dinlemiyor!

Yürek söz dinlemiyor için, için yanıyor.

Bitmiyor!

Unutulmuş zanetiğin, hançer, hançer içini kazıyor.

Dinmiyor!

Gözdeki yaş, nede onu körükleyen hoyrat yağmur.

Susmuyor!

Kara kaplıya yazdığın anılar isyan etmiş

Olmuyor!

Ne yüreğim nede benliğim sensiz olmuyor

Doğmuyor!

Karardı dünyam güneş doğmuyor
Geçmiyor!

Ömür biterken özlem bitmiyor...

13 Oca 2010

HAVA AYAZ


Hava ayaz!
Günlerdir güneş yüzünü saklıyor
yüz görümlüğü isteyen gelin sanki,,,
bulutları çekmiş üzerine kalın bir duvak gibi ...
Üşüyor bahçede ki incir ağacı
dalına konmuş, bir minik serçe o da üşüyor...
Hava ayaz!
içeride, yanan soba
dışarıyı ısıtmıyor dal üşüyor toprak üşüyor,,,
Her şey üşüyor...
Hadi güneş aç duvağını göster yüzünü
gülsün yüzün mutlu bir gelin gibi
dağılsın bu, buz gibi kasvet.
(Gül)